Türkiye’nin karanlık yılları

Yazılar içinde tarafından yazıldı

Türkiye’nin en karanlık yılları 1990 ile 2000 arasıdır.

O kadar ki

Hangi meseleye el atsanız, biraz  altını karıştırsanız karanlık dünyanın insanlarını ve mutlaka  yabancı kaynakları bulursunuz.

1989 yılında Amerika artık Turgut Özal ile dost olamayacağını anlamıştı.

Siyasette onun boşluğuna koyacak kadro ve lider arayışında akla Demirel geldi.

Çok gelip gitmeye alışık olan Süleyman Demirel ‘Çare Demirel’ sloganını o gün DYP İstanbul İl Başkanlığındaki kapalı bir toplantıda buldu.

Ardından 1991 seçimleri ve tek başına iktidarın olmadığı bir tablo çıkınca  yüzü asılsa da çok hüzülendi Demirel…

En çok da  yıllardır siyasi rakibi olan CHP ile (Ogünkü adı SHP) koalisyaon yapması kendisine dikte edilince hüzünlendi.

Konumuz Demirel değil ama bu bilinmeden bazı şeyleri anlamak ve anlatmak zor.

1993 yılının en karanlık olayı günün Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’tir

1993 yılının 17 Nisan günü Çankaya köşkünde seyahatten dönen Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şaibeli ölümü ve hastaneye yetiştirilememesi ve olaylarla ilgili soruları bir kenara koyuyorum.

Eşref Bitlis paşa, PKK mücadelesinde gece gündüz demeden çalışırken günlerden birgün

“PKK TERÖR ÖRGÜTÜ YÜZDE 70’İ İRAN’DA ASKERİ EĞİTİM GÖRMÜŞ ERMENİLERDEN OLUŞUR.BU BİRİMİN ASLİ VAZİFESİ OSMANLI’NIN ORTADOĞU’DA YENİDEN CANLANMASINI ENGELLEMEKTİR. FİNANSMAN KAYNAĞI İNGİLİZ VE ALMAN DEVLETLERİDİR.

dedi.

İşte o zaman Eşref Bitlis Paşa’nın operasyonuna karar verdiler.

Zaten Eşref Bitlis paşa çekiç güç marifetiyle PKK’yı himaye eden ABD’nin tezgahına sürekli çomak sokuyordu.

Paşa sözlerinde ABD dememiş ama bana göre kararı alan ve uygulayan ABD’dir.

Çünkü paşa terörden kaçakçılığa ABD’nin içerdeki baronlarının tüm planlarına taş koyuyordu.

Eşref Bitlis Paşa’nın ölümünden 7 ay önce ‘Sayın Cumhurbaşkanım ‘diye başlayan 3 sayfalık bir mektup kaleme almıştı. Özal’a hitaben…

Bu mektupta

Orgeneral ‘ün ‘ya yardım ettiğini telsiz konuşmalarıyla ortaya koyup, “Devreye girin, önü alınamayan risklerle karşı karşıyayız” diyordu. “Kod Adı: Kale” planı MGK’ya gelince ise rahatsızlıklar başlamıştı

Bitlis, mektubun ilk bölümünde ABD tarafından bölgede konuşlu ‘teki bazı komutanların terör örgütü ‘ya yardım ettiğini ayrıntıları ile açıklıyor. Bu iddiayı güçlendiren görüntü ve telsiz konuşmaları aktarılıyor. ABD’li bazı komutanlarla, PKK lider kadrosunun yaptığı üç toplantıya ilişkin ayrıntılar veriliyor. Eşref Bitlis, mektubunda ikinci olarak devlet içindeki bazı unsurların terörden rant sağladığını vurguluyor ve isimler veriyor. Güneydoğu’daki bazı işadamlarının güvenlik güçlerinin de desteğini alarak bölgede terör örgütü PKK adına kaçakçılık yaptığını belirtiyor. Mektubun ikinci bölümünde ise Kürt Sorunu Çözüm önerilerini içeren bir rapordan bahsediliyor. “Kod Adı: Kale” olarak tanımlanan planda öncelikli olarak terör belasının defedilmesi gerektiği belirtiliyor. İkinci aşamada ise Kürt halkına yönelik ılımlı adımların atılması için devlet politikası oluşturulması gerektiği vurgulanıyor ve “Bölge halkının kazanılması zaruridir. Halk yanlış yönetim ile terör örgütü arasında sıkışmış durumdadır. Bunu suiistimal eden unsurların bertaraf edilmesinin zorunluluğu ortadadır” tespitinde bulunuluyordu.

Proplemi teşhis etmiş, tedavisi için de planlarını yapmış Paşa eylemleriyle rahatsızlık yaratınca bir Ankara sabahında yine bölgesine giderken düşen uçakta şehit oldu.

Tıpkı Özal gibi o da karanlık yılların dosyaları arasında yerini aldı.

Bu 10 senenin sonunda neler oldu?

18 tane banka batırıldı.

-28 Şubat süreci ıztıraplarını eser bıraktı.

-Ülkenin 58 Milyar doları yokoldu.

-ABD’den kurtarıcı olarak Kemal Derviş gönderildi ve koalisyonun 4. ortağı oldu.

Şehit General Eşref Bitlis Özal ile planlarını uygulayabilseydi belki PKK 1992’de bitecekti.

Olmadı.

Karanlık yılları unutmayın.

Hem de geçmişten ders alarak.

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*