Dünya Su Günü

Yazılar içinde tarafından yazıldı

1997 senesinde Nokta dergisinde yayınladığım istatistiklere göre kişi başına  Kullanılabilir su miktarımız 4000 – 4500 metreküp civarında idi. Bugün Türkiye’de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 1346 metreküpe kadar  indi. Bu ülkemiz için çok vahim bir sonuçTürkiye kişi başına kullanılabilir su miktarı bakımından henüz su fakiri bir ülke olmasa da su stresi yaşayan bir ülke… Ve eğer etkili adımlar atılmazsa, 2030 yılındaki nüfus tahminlerine göre ülkemiz su fakiri bir ülke olmaktan kurtulamayacaktır.

 22 Mart dünya’da “su’ya dikkat çekmek için” yıllardır “Su Günü” olarak kutlanılıyor.

Dünya Su Günü 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilmiştir. İlk kez 1993’de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda önerilen “Dünya Su Günü”, gerek BM üyeleri ve diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek istemesi, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanması amacıyla böyle bir gün oluşturuldu.

Her yıl aynı tarih geldiğinde kişi ve kurumlar kendi çaplarında bişeyler yapıyorlar veya yapıyor görünüyorlar.

Aslında  farkındalık yaratmak adına yapılan “Dünya Su Günü” bir çok ilim adamının emek verdiği  su araştırmalarına da kaynak teşkil ediyor.

Dünya için, suyun yeri ayrıdır. Yaşamın olmazsa olmazı sudur. Bu yüzden Dünya Su Günü’nün de ayrı bir misyonu vardır. Bu günde suyun varlığının önemine ve sonraki nesillere de kalacak bir miras olduğundan bahsedilir.

Manisa Mimar Sinan Bulvarı üzerinde seyir halinde iken Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin “Geleceğe bırakacağımzı en iyi miras su’dur” yazısını okudum.

Herkes beylik cümlelerle BM tarafından kabul edilmiş bir gün de Su’dan bahsediyor.

Ama tasarruf konusunda maalesef yeteri kadar duyarlı olduğumuz söylenemez.

Eğitimin aileden başladığı teziyle suyu tasarruflu kullanmak konusunda eğitsel çok yapacak işimizin olduğunun altını çizmek isterim.

Yapılanlar da politik söylemlerden öteye geçemiyor.

Mesela

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı yarın Salihli Tekelioğlu köyüne gelecekmiş.

Tüm İzmir’lileri de oraya davet etmiş.

Sebeb

Kuruyan Marmara Gölü’nü kurtarmak

Gölmarmara’ya adını veren bu gölü son beş yıldır göz göre göre ölüyordu. Her yıl da da bir 22 Mart vardı. Kimse oralı olmadı ve gölün kurtarılması için veya doğal akışına bırakmak için yapılmış bunca yatırımlara rağmen kimse elini taşın altına koymadı  ve Göl bugün artık eskiye döndürülemeyecek hale geldi. Gölün bir çok noktasında şu an ziraat yapılıyor. Köylüler ekip biçiyor. Onlara bu gücü ve desteği veren siyasetçiler de olduğu, onun için de maliki olmadıkları arazilerde ziraat yapan bu çiftçileri cüretlendirdiği  iddiaları herkesin kulağında….

Bu yazıyı yazmama vesile olan Dünya Su Günü madem konumuz. O zaman Su ile ilgili şu bilgileri hiçbir zaman gözardı etmeyelim.

Türkiye, yılda ortalama 150 milyar metreküp civarında su üretiyor .Bu suların sadece 17 milyar metreküpü  işlenebiliyor.

Bu yıl Mart ayında kar yağışının artması ile daha fazla suyumuz olacak..

Ancak

Bu suların ekonomik değere dönüştürülmesi ve kullanılabilir hale getirilmesi geçtiğimiz yıllardaki örneklere bakarsak yine toplumun beklentilerini karşılamayacak.

Yerkürenin 3/4’ü sularla kaplı olmasına rağmen kullanılabilir su miktarı %2,5, içilebilir su miktarı ise %1’den daha azdır.

1997 senesinde Nokta dergisinde yayınladığım istatistiklere göre kişi başına  Kullanılabilir su miktarımız 4000 – 4500 metreküp civarında idi.

Bugün Türkiye’de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 1346 metreküpe kadar  indi.

20 yılda çok vahşi bir sonuç bu…

Türkiye kişi başına kullanılabilir su miktarı bakımından henüz su fakiri bir ülke olmasa da su stresi yaşayan bir ülke… Ve eğer etkili adımlar atılmazsa, 2030 yılındaki nüfus tahminlerine göre ülkemiz su fakiri bir ülke olmaktan kurtulamayacaktır.

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*